08.03.2010 22:55:04
Kahraman Türk kadını!..
Bu gün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. 8 Mart deyince özellikle son yıllarda aklıma hep anarşi ve terör gelir olmuştu. Çünkü günler öncesinden başlayan gösterilere kadınlardan çok erkekler ve çocuklar ön planda olurdu. Sözde Kadınların hakları için toplananlar, ellerinde bez parçaları ile önce terör örgütünün propagandasını yapıp sonra da sokaklarda terör estirirlerdi. Geçen yıl bu durumdan rahatsızlığımı dile getirmiş tıpkı Nevruz Bayramının kurtarılması gerektiği gibi 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün de terör örgütünün propagandasının yapıldığı gün olmaktan çıkarılmasının önemine değinmiştim. Şeytan kulağına kurşun birkaç ufak olay dışında bu yıl tatsızlık yaşamadık. Darısı 21 Mart’ın başına. Neyse biz konumuza dönelim, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününe. Ülkemizde özellikle son yılarda hoyratça kullanılan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kadınlar hiç de kolay kazanmadılar.
BM tarafından 1977 yılında ilan edilen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün geçmişi çok eskilere dayanıyor. Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında ABD’nin New York kentinde başladı. Konfeksiyon ve tekstil fabrikalarında çalışan kırk bin işçinin insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücrete karşı başlattığı grev, polisin saldırısıyla kanlı bitti. Çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can verdi.
1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag kentinde toplanan 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında, Almanya SDP önderlerinden Clara Zetkin, bu yangında yaşamını yitiren 129 kadın işçi anısına 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmasını önerdi. Bu öneri oy birliği ile kabul edildi.
1975 yılını “Dünya Kadınlar Yılı” ilan eden BM, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın tüm kadınlar için “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmasını kararlaştırdı. Kadınlara eşit haklar verilmesinin dünya barışını güçlendireceği kabul edildi. Böylece 8 Mart, dünyada kadınların yüzyıldır yürüttüğü özgürleşme mücadelesinin kutlandığı ve kadınların güncel taleplerinin ifade edildiği bir gün haline geldi.
Dünya Kadınlar Günü ülkemizde de dünyaya paralel olarak kutlanmaya başlasa da Türk kadını için durum biraz farklıdır. Dünya kadınları seçme ve seçilme hakkını almak için sokaklarda mücadele ederlerken devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını çoktan vermişti. 1934 yılında Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilmiş, üstelik o günkü meclisimizin %4.5’i kadınlardan oluşmuştu. 399 Milletvekilinden 17 tanesi kadındı. Tarsus ziyaretinde ayaklarına kapanan kadını kaldırıp; “Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın.” sözleriyle de kadına verdiği önemi dosta düşmana ilan ediyordu. Günümüzde ise durum ortada. BM tarafından yapılan bir araştırma dünyadaki işlerin %66’sının kadınlar tarafından yapıldığı ancak kadınların dünyadaki toplam gelirin ancak %10’una, mal varlığının ise ancak %1’ine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Yani; “Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa. Yaşasın kefenimin kefili karaborsa…”
O halde Dünya Kadınlar Gününü sokaklarda zılgıt çekilen, terör örgütlerinin propagandasının yapıldığı günler olmaktan bir an önce tamamen kurtarmalı, Kadınlarımızı yalnızca 8 Martlara, birkaç göstermelik toplantıya hapsetmemeli Türk kadınına layık kutlamalar yapmalıyız.
AHMET AYKOL
TÜRKAV Şube Başk.
Bu yazı toplam 3690 defa okunmuştur